Duvardaki Gölge

Yeni eve taşındığımda ilk fark ettiğim şey duvardaki gölgeydi.

Salonun sağ köşesinde, tavanın hemen altında ince bir karartı vardı. Işık açıksa daha net görünüyordu. Işık kapalıyken ise kayboluyordu.

İlk gün önemsemedim.

Boyanın ton farkıdır dedim.


İkinci gece gölge büyümüştü.

Artık ince bir çizgi değil, insan silueti gibiydi.

Ama odada hiçbir şey o şekli oluşturacak konumda değildi.

Lambanın açısını değiştirdim.

Mobilyaları kaydırdım.

Gölge yerinden kıpırdamadı.


Üçüncü gece ışıkları kapattım.

Karanlıkta gölge görünmüyordu.

Ama ışığı açtığım an bir saniyeliğine geç tepki verdi.

Duvar boştu.

Sonra gölge belirdi.

Sanki bir şey duvara yetişmeye çalışıyordu.


Telefonumla fotoğrafını çektim.

Ekranda gölge yoktu.

Duvar düz görünüyordu.

Ama gözlerimle baktığımda siluet oradaydı.

Baş hizasında hafif bir eğrilik vardı.

Sanki başını yana eğmişti.


Ertesi sabah komşuya sordum.

“Bu evde daha önce biri kaldı mı?”

Adam sustu.

“Uzun süre boş kaldı,” dedi.

“Neden?”

“Duvarı boyadılar.”

“Niye?”

Adam cevap vermedi.


Dördüncü gece saat 02:02’de uyandım.

Işık açıktı.

Gölge duvarda değildi.

Tavandaydı.

Yavaşça aşağı doğru süzülüyordu.

Kalbim hızlandı.

Hareket etmiyordu ama yer değiştiriyordu.

Sanki duvarın içinden çıkmaya çalışıyordu.


Telefonum titredi.

Mesaj:

“Bakma.”

Yavaşça gözlerimi kapattım.

Açtığımda gölge tekrar duvardaydı.

Ama bir fark vardı.

Bu kez benim gölgem yoktu.

Işığın altında duruyordum.

Ama yerde gölgem yoktu.

Sadece duvardaki siluet vardı.


Panikle ışığı kapattım.

Karanlıkta hiçbir şey görünmüyordu.

Ama arkamdan bir nefes sesi geldi.

Yavaşça ışığı tekrar açtım.

Duvar boştu.

Ama yerde bir gölge vardı.

Benim şeklimde.

Ama bana ait değildi.

Çünkü ben duvara dönüktüm.

Gölge ise kapıya bakıyordu.


Ertesi sabah duvarı kazımaya karar verdim.

İnce bir spatulayla boyayı kaldırdım.

Altında eski bir boya katmanı vardı.

Ve o boyanın altında…

El izleri.

Yüzlerce.

Duvarın içine doğru bastırılmış gibi.


O gece 02:02’de gölge tekrar belirdi.

Ama bu kez duvarda değil.

Kapının yanında duruyordu.

Boyu benim kadardı.

Ve yavaşça başını bana çevirdi.

Yüzü yoktu.

Ama boşluk bana bakıyordu.

Telefonum titredi.

“Yer değiş.”

Işık titredi.

Bir anlık karanlık oldu.

Işık geri geldiğinde…

Duvar tertemizdi.

Gölge yoktu.

Ama yerde bir siluet vardı.

Benim gölgem.

Duvara yapışmış.


Artık salonda yürürken dikkat ediyorum.

Çünkü ışık nereye vurursa vursun…

Gölge hep bir adım geriden geliyor.

Ve bazen…

Ben hareket etmeden önce kıpırdıyor.

0 0 votes
Article Rating
Subscribe
Bildir
guest
0 Yorum
Eskiler
En Yeniler Beğenilenler
0
Düşüncelerinizi paylaşmanızı çok isterim, lütfen yorum yapın.x