Aynadaki Fazlalık

Her sabah aynaya bakarken aynı şeyi görürdüm.

Kendimi.

Yüzüm, gözlerim, arkamdaki duvar. Hepsi olması gerektiği gibiydi. Ta ki geçen pazartesiye kadar.

O sabah dişlerimi fırçalarken bir şey fark ettim. İlk başta yorgunluk sandım. Aynada, omzumun biraz gerisinde sanki gölge daha koyuydu. Banyoda tek ışık vardı; sarı ve donuk. Gölge oyunu olabilir diye düşündüm.

Başımı hafifçe sağa eğdim.

Gölge yerinde kaldı.

Arkamı döndüm. Duvar boştu.

Tekrar aynaya baktım.

Gölge yoktu.

O an önemsemedim.

Ama ertesi sabah yine oldu.

Bu kez daha netti. Omzumun arkasında, boynuma yakın bir yerde karanlık bir leke duruyordu. Sanki biri tam arkamda duruyor ama ışık onu tam göstermiyordu.

Yine döndüm.

Banyo boştu.

Kapı kapalıydı.

Evde yalnız yaşıyordum.

Aynaya yeniden baktığımda gölge hafifçe kıpırdadı.

Yemin edebilirim.

Ben hareket etmeden, o çok küçük bir titreşim yaptı. Sanki ağırlığını bir ayağından diğerine vermiş gibi.

O an aynayı kapatmayı düşündüm. Ama aynalar kapanmaz.

O gün işe geç kaldım.


Üçüncü gün gölge daha yakındı.

Artık omzumun arkasında değil, neredeyse boynuma değecek kadar yakındı. Yüzünü göremiyordum. Sadece karanlık bir siluet gibi.

Bu kez bir şey denedim.

Aniden arkamı döndüm.

Hiçbir şey yoktu.

Ama geri aynaya baktığımda siluet tam arkamdaydı.

Bu kez netti.

Başımın hemen arkasında, benimle aynı hizadaydı. Uzun, ince ve hareketsiz.

Yüzü yoktu.

Ya da belki yüzü vardı ama karanlık yüzünden seçemiyordum.

Elimi yavaşça kaldırdım.

Aynadaki ben de kaldırdı.

Ama arkamdaki siluet…

Kaldırmadı.

Kolları iki yanında sabit duruyordu.

Donup kaldım.

Ellerim titremeye başladı. Yavaşça geri indirdim.

Aynadaki ben de indirdi.

Siluet hâlâ kıpırdamıyordu.

O an anladım.

O şey benim yansımam değildi.

Benim arkamdaydı.

Ama odada değildi.

Sadece aynada vardı.


O gece banyoya gitmedim.

Ertesi sabah ışıkları açmadan içeri girdim. Aynaya bakmamak için başımı eğdim. Lavaboya ulaşıp yüzümü yıkadım.

Sonra istemsizce gözlerim yukarı kaydı.

Ayna karanlıktı.

Ama siluet yoktu.

Rahatladım.

Işığı açtım.

Ve o an gördüm.

Artık arkamda durmuyordu.

Aynanın içinde, tam benim yerimdeydi.

Ben ise bir adım gerideydim.

Yani aynadaki “ben”, bir adım öndeydi.

Hafifçe gülümsedi.

Ben gülmedim.

Yavaşça elini kaldırdı.

Ben kaldırmadım.

Ve ilk kez, aynanın içindeki ben gözlerini kırptı.

Ben kırpmadım.


O günden sonra aynaları örtmeye başladım. Banyodaki aynayı söktüm. Yatak odasındaki gardırop kapağını bantladım.

Ama mesele ayna değildi.

Sorun yansıma değildi.

Sorun yer değişimiydi.

Çünkü dün gece, ışığı kapattığımda camdaki yansımama baktım.

Arkamda kimse yoktu.

Ama içeride biri vardı.

Ve bu kez ben, camın içindeydim.

0 0 votes
Article Rating
Subscribe
Bildir
guest
0 Yorum
Eskiler
En Yeniler Beğenilenler
0
Düşüncelerinizi paylaşmanızı çok isterim, lütfen yorum yapın.x